Niğde nasıl gidilir.. Karayolu: Niğde’den ülkenin her tarafına karayolu ile ulaşmak mümkündür.
Otogar Tel :( +90-388) 232 35 37
Demiryolu: Niğde il merkezinden demiryolu ulaşımı Kayseri-Niğde-Adana bağlantılı yapılmaktadır.
İstasyon Tel : (+90-388) 232 35 41
Havayolu: Havayolu ulaşımı için Niğde’ye 130 km uzaklıktaki Kayseri Havalimanı kullanılmaktadır.


Niğde’nin antik adı “NAHİTA” dır. Bahçeli buluntuları ve Çamardı-Kestel’de ortaya çıkarılan kalay madeni, Niğde tarihinin M.Ö 5000 yılına kadar uzandığını gösterir. Hitit ve Asur yazıtlarından M.Ö 1800’den itibaren, bölgede 1000 yıl süreyle Hititlerin yaşadığı anlaşılmaktadır. M.Ö 710’da Asurluların Hitit egemenliğine son vermesiyle bölge Friglere geçmiştir.

M.Ö 17 yılında Romalıların bölgeye gelişine kadar, Medler, Persler, İskender’in Helenistik Kapadokya Krallığı ve Bergama Krallığı yörede yaşamıştır. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Niğde, Bizans (Doğu Roma) toprakları içinde kalmıştır.

Türklerin (1071) Anadolu’ya gelişi ile başlayan Selçuklu Devleti egemenliği 1308 yılına kadar sürmüştür. 1470 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğunun kesin hakimiyetine giren bölge Cumhuriyet dönemine kadar gelmiştir.

Roma İmparatorluğu Zamanı

M.Ö. 30 – MS. 395 yıllarını kapsayan Roma devrinde Niğde bölgesi tarihinin en önemli konumlarından birini yaşamıştır. Bu dönemde Tyana(Kemerhisar Kasabası) çevresinde yoğun bir yapılaşma görülür. Saraylar, mabedler, su kemerleri ve yerleşim birimleriyle oldukça büyük bir kent konumuna getirilmiştir.

M.S. 395 yılında ise Anadolu Bizans hükümdarlığı altına girmiştir. Özellikle Kapadokya ve Ihlara Bölgesi bu dönemi yansıtır. Niğde bölgesi Bizans hükümdarlığında iken Sasani,Pers ve Arabların istilalarına uğramıştır. Tyana kenti 931 yılındaki Arap İstilası sonucu büyük ölçüde yıkılmıştır. Bu dönemin en güzel ve görkemli eserlerinden birisi Gümüşler Kasabası yakınındaki Gümüşler Örenyeri ve Manastırıdır.

Milli Mücadele Dönemi

Coğrafi konumu itibariyle Niğde, Akdeniz bölgesini Orta Anadolu’ya ve Sivas başyaylasına dolayısıyla Doğu Anadolu’ya, Ereğli ve Ankara yolları ile de Batı ve Karadeniz bölgelerine bağlayan iki çok önemli boğazı kontrol altında tutmakta idi. Bunlardan birincisi Gülek Boğazı, ikincisi ise Zamantı-Yahyalı yolu idi.

Çukurova bölgesi işgale başlanır başlanmaz Niğde’de bulunan 41 nci Tümen’in mevcut askerleri ve Niğde, Bor ve Pozantı gönüllülerinin oluşturdukları Kuvayı Milliye, Pozantı’nın olası bir işgale karşı muhafazası için bölgeye yerleşti. Stratejik noktaları kontrol altına aldı ve buradan gelecek herhangi bir düşman saldırısını bertaraf etmeye hazır bir konuma geldi. Bu iyi tahkimat ve konuşlanma sayesinde bu bölgeden düşman girememiştir.

Pozantı’da alınan bu tedbirlerin diğer bir geçiş yolu olan Zamantı-Yahyalı yolu üzerinde de alınması gerekiyordu. Fransızların Kozan’ı ele geçirdikten sonra yukarıdaki yol ile Aladağlar’ı aşıp Orta Anadolu’ya girecekleri anlaşılınca, hemen bu bölgede faaliyetler başladı. Aladağlar’ın gerek güneyi, gerekse kuzeyinde hızlı bir harekete girişildi.

1920 yılı Kasım ayı başlarında Yahyalı’da adı geçen yolu kontrol altında tutacak 50 kişilik bir birlik oluşturuldu. Bu birliğin komuta kademesi, askerinin bir kısmı ile silah ve mühimmatını Niğde ‘den temin ediyordu.

Fransızların ilerleme ihtimalleri arttıkça bu yoldaki tahkimat ve alınan tedbirlerde artıyordu. Nitekim 20 nci Kolordu Komutanı A.Fuad Bey’in Çukurova Bölge Komutanı Kemal Bey’e verdiği emirde;

“Niğde Bölgesinde tertip edilen müfrezeler, kararlaştırıldığı gibi Karaisalı bölgesine gideceklerdir. Yahyalı’da bir nizamiye bölüğü ile milli müfrezeler, Sis dolaylarına hareket edeceklerdir…”Alınan bu tedbirlere rağmen, bazı Ermenilerin öncülük ettiği bir grup Fransız öncü birliği Ulupınar Köyü yakınlarındaki bir mağraya kadar ulaşabildiler ve burayı karakol yaparak bir müddet burada kalmaya çalıştılar. Bunu haber alan 41 nci Tümen Komutanlığı, Şükrü Efendi komutasındaki bir taburu bölgeye gönderdi. Anılan birlik Yahyalı’ya ulaşınca Ulucami yanındaki medreseyi kendisine karargah yaptı, çevre köyler, aşiretler ve Yahyalı ahalisini teşkilatlandırarak bir strateji hazırlamaya başladı. 41 nci Tümen Komutan Yardımcısı Yarbay Mümtaz Bey’in bölgeye gelip komutayı ele almasından hemen sonra başlayan çatışma kısa sürede başarıya ulaştı, düşman askeri imha edilmişti. Fransızlara yardım eden Ermenilerin pek çoğu bu çatışmada Fransızlarla birlikte muamele gördüler, geriye kalanlar ise bölgeyi terk ettiler.

Stratejik olarak bu askeri tedbirleri başarıyla uygulayan Niğde teşkilatı aynı zamanda bölgede meydana gelebilecek anarşik eşkıya hareketlerine karşı da icabeden tedbirleri aldı. Bu suretle Niğde ve civarında Türkiye geneli itibariyle yüksek bir ortalamada bulunan gayr-i müslimlerin olası taşkınlıkları ve iç isyanlarına karşı da gereken tedbirler alınmıştı.

Bilindiği üzere bu dönemde cephede eksikliği hissedilen yeğane şey, mühimmat ve erzak idi. Bunların temini hususunda Büyük Millet Meclisi tarafından ilan edilen Tekalif-i Milliye Kanunu herkesin malumudur. Bu büyük ihtiyaç, bütün yurt çapında hamiyetperver insanlarımız tarafından karşılanmaya çalışıldı. Bu hususta da Niğde üzerine düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirdi. Gıda maddeleri olarak özellikle buğday, arpa, baklagiller, soğan vs. gibi temel besin maddeleri ihtiyaç duyulan yerlere gönderildi. Niğde’den yapılan bu hayiti destek Mustafa Kemal tarafından yollanan takdirnamelerle ödüllendirilmiştir.

Niğde’den yapılan lojistik destek sadece gıda maddeleriyle sınırlı kalmadı. Nakil Vasıtaları, araç-gereç ve giyecek maddeleriyle de devam etti. Niğde’nin yetiştirdiği emekli veya terhis olmuş subay, er vs. askerlerde gönüllü birlikler olarak Batı ve Adana cephelerinde vuruşmuşlardır. Niğde, gerek Heyet-i Temsiliye döneminde, gerekse Büyük Millet Meclisi döneminde Anadolu hareketini gönülden desteklemiş ve bu desteğini Sivas ve Ankara’ya gönderdiği delegelerle de ispatlamıştır.

Tarihin İlk İzleri

Niğde’nin tarihi ile ilk buluntular, neolitik döneme(M.Ö. 7250-5500) rastlar. Bunlar Bor Bahçeli Kasabası Roma Havuzu yakınındaki Köşk Höyük’ten ve Bor Pınarbaşı Höyüğünden çıkartılan eserlerdir. Anadolu’da Hitit dönemi olarak isimlendirilen M.Ö. 2000-7000 yıllarına ait eserler ise Kömürcü Köyü Göllüdağ Örenyeri’nden çıkartılmıştır. Helenistik dönemde ise (M.Ö.330-30) Niğde bölgesi Büyük İskender’in komutanlarından Eumenes’in kurduğu Bergama Krallığı’na dahil olmuştur. Tepe Bağları ve Ulukışla Porsuk Höyük kazılarından bu döneme ait eserler çıkartılmıştır.

Türklerin Egemenliği Başlıyor

1166 ve onu takip eden yıllarda Niğde Yöresi Türklerin eline geçmiştir. Özellikle Anadolu Selçuklular’dan I.Alaeddin Keykubat zamanında parlak bir dönem daha yaşanmıştır. Dönemin valisi Zeyneddin Beşare’nin yaptırdığı Alaedin Camii (1223) ve daha sonra yaptırılan Hüdavent Hatun Turbesi (1312) dönemin günümüze bıraktığı miraslardandır.

Anadolu Selçukluları Kösedağ Savaşında (1243) Moğollara yenilence bölge Moğolların uç beyliği olan İlhanlıların idaresine geçmiştir. 1357 yılında ise Karamanoğulları bölgenin yeni sahibi olmuşlar veAkmedrese’ yi yapmışlardır. (1409).

1471 yılında ise Fatih Sultan Mehmet Karamanoğullarını yenilgiye uğratarak Niğde’yi ve diğer bölgeleri almıştır. Osmanlı döneminde Niğde eski önemini büyük ölçüde yitirmiştir. Cumhuriyetin kurulmasıyla 1923 yılında il statüsüne kavuşmuştur.

Cumhuriyet Dönemi

Osmanlı’nın çöküş dönemi ile başlayan ve çok uzun zamandır süregelen kargaşa ve belirsizlik, Milli Mücadele ile başlayan, Cumhuriyetle devam eden yeni dönemde son buldu.

Cumhuriyetle başlayan istikrar, bütün Türkiye’de olduğu gibi, Niğde’de de bayındırlık, eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel alanlarda büyük gelişmeleri beraberinde getirdi.

Büyük bir kasaba görüntüsünde olan Niğde Merkezi Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yapılan değerli çalışmalarla çehresini değiştirmeye başladı. Atatürk ve O’nun kurduğu Cumhuriyeti gönülden benimseyen, her zaman ona desteğini devam ettiren İllerin başında Niğde gelmektedir.

Cumhuriyetin ilan edildiği gün bu mutlu günü top atışlarıyla kutlayan ilk şehir Niğde’dir.


Niğde İli coğrafi konum itibariyle güneyde 37 derece 10 dakika N ve kuzeyde 38 derece 58 dakika N paralelleri ile Batıda 33 derece 10 dakika E ve doğuda 35 derece 25 dakika E meridyenleri arasında bulunmaktadır.

İlin Topografyası ve Jeomorfolojik Durumu:

İlin kuzey ve doğusu oldukça engebeli, orta, güney ve batısı ise,düz denecek kadar az engebelidir.Kuzeyde Niğde masifi ortalama 2000 metre yükseltide olup,yer yer 2700 metreye erişen tepelere sahiptir.Ancak yükselti kuzeyden güneye doğru azalır.Doğuda yer alan ve yüksekliği Demirkazık tepesi ile 3 734 metreyi bulan Aladağlar, Ecemiş fayı ile sınırlandırılmış olup,burada dik falezler oluşturulmuştur.İlin,volkanik kayalarla örtülmüş orta ve batı kesimleri,1000-1200 metre yükseklikte olup,bu değer güneye doğru giderek artar ve başmakçı köyü civarında 1500 metreye erişir.

Niğde ilinin önemli yükseltileri: Hurç dağı (2887 m),Karabel Tepe (2014 m),Evliya Tepe (2105 m), Atizi Tepe (2256 m),Aşığediği Tepe (2703 m),İt Ulumaz Tepe (2167 m),Göbekli Tepe (1512 M),Koyak Tepe (2396 m),Karlık Tepe (2299 m) dir.

Jeomorfolojik Görünüm

Yapısal şekiller bir bütün olarak değerlendirildiğinde dağlık alanlar ve ovalar alanlar olarak iki büyük birim ayırt edilir.

Ovalık Alanlar:

Niğde ilinin kuzeydoğusunda geniş yer kaplayan misli ovası ile,güneybatıda yer alan Bor ovası iki büyük birimi oluşturur. Her iki ova içinde Niğde merkezinin yer aldığı kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu bir depresyonla birbirine bağlanır. Tektonik çöküntü ile oluşan bu ovalar,önce volkanik alanlarda çıkan piroklastik materyallerle,sonradan dağlık alanlarda gelen alüvial dolgularla doldurularak alüvial dolgu ovaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Pleistosen’den itibaren akarsularca yarılan bu alanlar,dağlık alanların kenar kesimlerinde plato karakterini almıştır. Kenarlarında geniş alanlar boyunca uzanan birikinti koni ve yelpazeleri dikkat çekicidir.

Kuzeybatıda Melendiz dağı ve Göllüdağ ile çevrili olan Melendiz ovası,geriye aşınımla batıdan bölgeye sokulan Melendiz suyu ve kolları ile yarılarak boşaltılmış geniş bir düzlük alandır.

Diğer taraftan dağlık alanlar arasında akarsu vadileri boyunca uzanan akarsu boyu ovaları da görülmektedir. Güneyde Tabur dağı önlerinde bulunan Kılan ovası,doğuda Hanağzı,dere boyunca uzanan ova ile Kemerhisar güneyindeki Ovacık ovası başlıcalarıdır.

Akarsular :

Bölgede dağlık alanların geniş yer kaplaması,yükselti nedeni ile yüksek değerlerde yağış alması bölgede sık bir akarsu ağının kuruluşuna neden olmuştur. Çoğunluğu mevsimlik olarak ilkbahar aylarında karların erimesi ile debilerinin yükseldiği bu akarsular volkanik alanlarda radyal sıradağlar üzerinde paralel drenaj karakterinde kısa boylu ve gür akışlıdırlar

Hasandağı, Melendiz dağı, Göllüdağ; güneyde Tabur dağı, doğuda Hurç dağı, Kösedilin dağı ve Pozantı dağı ile güneybatıda Hışır dağı, akarsuların sularını aldıkları ana dağıtım merkezlerini oluştururlar.

Karasu deresi, Ecemiş suyu Uluırmak başlıca ana akarsuları oluşturur.

KARASU : Aktaş yakınlarından doğarak, kuzey-güney doğrultusunda uzanırken Gümüşlerden Kerci deresini, Niğde şehir merkezini geçtikten sonra Uzantı dersini alır. Yer altı ve kaynak suları ile beslenen Karasu Bor ovasında kaybolur. Üzerinde Akkaya barajı yer alır.

ECEMİŞ SUYU : Kaynağını Aladağlardan alır. Kuzeydoğu-Güneybatı doğrultusunda ilerlerken Çamardı yakınlarında içkuyu deresini alarak Yelatan güneyinde il sınırından çıkarak, Seyhan kolu Güngör deresine karışır.

ULUIRMAK : Melendiz dağlarından doğduktan sonra Asmasız ve Ramat kısımlarından gelen kaynak sularıyla beslenir. Çiftlik ve Melendiz ovasını geçerek Ihlara vadisine ulaşır.


ALTUNHİSAR

Niğde İl merkezine 38 km mesafede olan Altunhisar İlçesi İlçe merkezi ve köyleri itibariyle Hasan dağı (3253 m.) ve Melendiz dağı (2935 m.) eteklerinde kurulmuştur. Deniz seviyesinden yüksekliği 1117 m. dir.
Doğusu; Bor ve Çiftlik İlçeleri, batısı; Konya İl’i, Kuzeyi Aksaray ve Konya İl’i, Güneyi Bor İlçesi ile çevrilidir.
İlçemizde İç Anadolu bölgesine has karasal iklim sürmektedir. Yazları kurak ve sıcak, kışları kar yağışlı ve soğuk geçer.
Yıllık sıcaklık ortalaması 11 C dir. Nispi nem oranı düşük olup, en fazla olduğu ay şubat, en az olduğu ay ise Ağustos ayıdır. Don olayı Ekim ayı sonlarında başlar Nisan ayı ortalarına kadar devam eder.
Doğal bitki örtüsü olarak İlkbaharda yeşeren gelincik ve papatya gibi otlar ve yöresel isimleri (keven, sıyırma, sarıdiken ve kangal) olan dikenli yarı kurak iklim bitkileri görülür.
Yazları kurak ve sıcak olması nedeni ile İlkbaharda yeşeren otlar Haziran ayı ortalarında tamamen kururlar.
Hasan Dağı ve Melendiz Dağı eteklerinde fazla gelişmeyen, çalı şeklinde bodur ağaçlar ile meşe ve pelit ağaçları bulunur.
Bölgemizde bulunan Hasan Dağı ve Melendiz Dağı yükseklerinin çoğu kısımlarında ot yetişmeyen bölgeler vardır. Sönmüş yanardağlardan olan dağlarımız genelde sert kayalarla kaplı olup, mevcut topraklarda verimli olmayan volkanik topraklardır. Dağ bölgesinin hemen her yerine vasıta ile ulaşılabilmekte olup, sarp kayalıklar ve dar geçitler gibi kritik durum arz eden bölgeler yoktur.
Hasan dağının doğusunda bulunan Ulukışla Kasabasından geçerek, Çiftlik İlçesine kavuşan, stabilize yolu olan bir geçit bulunmaktadır. Ayrıca Altunhisar İlçe merkezi ve Yeşilyurt Kasabası içerisinden geçerek, sarp deresinin kuzeyinden, Çiftlik İlçesine inen, yolu stabilize olan bir geçit daha bulunmaktadır

www.altunhisar.gov.tr

BOR

Bor , Niğde iline bağlı yaklaşık 35.000 nüfuslu bir ilçe. Niğde’nin 14 Km. güneyindeki 1100 rakımlı Bor Ovasında (yayla demek daha doğru olur) yerleşmiştir.Hitit İmparatorluğu zamanında Bor-Kemerhisar-Bahçeli üçgeni ortasındaki İftiyan mevkiinde kurulmuştur.Sırasıyla Frigya Devleti, İran İmparatorluğu, Makedonya İmparatorluğu derken Ms. 395 yılında Doğu Roma İmparatorluğu yönetimine girmiştir. 707 yılında Müslüman Araplar tarafından fethedilmiş ancak kısa bir süre sonra yeniden Roma İmparatorluğu tarafından geri alınmıştır.

1071 Malazgirt zaferinden sonra Kutalmış Oğlu Süleyman Şah tarafından fethedilmiştir. Fetihten sonra bölgeye Kayı Boyuna bağlı Bayat, Emen ve Badak aşiretleri yerleştirilmiştir.Yöreye ilk gelen Müslüman Türkler,şimdiki ilçe merkezinin Humam Çayı etrafındaki Çay,Kala ve Harım mahallelerinin bulunduğu sulak araziye yerleşmişler, Eski adı TYANA yahut TUANA olan şehir de zamanla Bor, Kemerhisar ve Bahçeli arasında yok olmuş , bölgede yaşayan gayrımüslim halk (çoğunluğu Rum) zaman içerisinde asimile olmayıp ilçeden göç etmişlerdir. Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşları sonrası yapılan mübadele ile Arnavutluk ve Yunanistan’dan göç eden Türklerin de ilçeye yerleşmesi ile bugünkü etnik yapı oluşmuştur.

İlçenin belli başlı geçim kaynakları tarım,halıcılık ve dericiliktir. Arazinin tarıma müsait ancak yetersiz olması zamanla halkın tarımdan uzaklaşmasına neden olmuştur. Bu yetersizlik halkı okumaya , sonuçta memuriyete ve gurbetçiliğe yönlendirmiştir.

www.bor.gov.tr

ÇAMARDI

Çamardı İlçesi Niğde’ye 70 km uzaklıktadır. 1948 yılında Maden İlçesi adıyla kurulmuştur. 22 yerleşim birimi olan ilçenin nüfusu 6.500 civarındadır.

Çamardı ilçesine bağlı Kavlaktepe köyünde, Bizans Dönemi eseri olan yeralty ?ehri ile ilçeye 4km. mesafedeki Celaller Köyü yakynyndaki Göltepe-Kestel Ören Yeri çok önemli tarihsel kalyntylardyr. Çamardı tarihi açıdan önemli bir yerleşim bölgesi olduğu kadar doğal güzellikleri ve çevre çekiciliği özellikleriyle de oldukça önemlidir.

Çamardı İlçesi Türkiye’nin en önemli dağcılık ve trekking merkezi durumundadır.1992 yılında Turizm Bakanlığı ve Niğde Valiliği’nin çalışmalarıyla, Aladağlar ve Bolkarlar dağcılık ve trekking merkezi olmuştur. 4.000 ‘e yakın turist çeken merkez haline gelmiştir. Aladağlar Demirkazık Zirvesi doğal bir dağcılık okulu konumuna gelmiştir. Yörede yapımı planlanan dağcılık eğitim merkezi dağ ve doğa sporlarının daha da gelişmesine katkıda bulunacaktır. Bolkar dağları kayak merkezi yapımına devam edilmektedir. Bu merkezin bitirilmesiyle Niğde, Çukurova, Güneydoğu Anadolu ve Orta doğunun en önemli kayak merkezine sahip olacaktır.Son yıllarda ülkemizde ve dünyada en önemli spor dalları arasına giren dağcılık ve trekking merkezi haline gelen Demirkazık Zirvesi yabancı turistlerin ülkemizde en çok tercih ettikleri bölge konumuna gelmiştir.

Torosların en yüksek bölgesinde bulunan Demirkazık Zirvesi insanları büyüleyen doğal güzelliği, 300′e yakın tırmanış seçeneği ile bu konuda eşsiz bir yöredir. Bölgede yetiştirilen alabalıklar ise lezzeti açısından turistlere sunulan eşsiz güzelliklerden biridir. Bölgeye gelen turistlerin konaklama merkezi durumunda olan Emli Vadisi çevresindeki yamaçlar ise yamaç paraşütü sporu açısından da oldukça elverişlidir.

Gerek sahip oldukları doğal güzellikleri (yılın büyük bölümü karla kaplı zirveler; her iki dağ grubunda bir düzine civarındaki küçük dağ gölleri) gerekse kendine özgü bölgesel dağ bitki ve çiçekleriyle çekim alanı özelliği oldukça önemlidir. Aladağlar ve Bolkarlar üzerinde buzul aşınışıyla oluşmuş irili ufaklı birçok göl bulunmaktadır. Akgöl, Alagöl, Çinigöl, Yedigöller ve Karagöl bunların başlıcalarıdır. Göllüdağ üzerinde bir krater gölü bulunmaktadır. Narlıgöl ise çökme neticesinde oluşmuş bir maar gölüdür.

Dağcılık ve Kış Turizmi açısından önem taşıyan Aladağlar’ın eteklerinden geçen Ecemiş Çayı ve Demirkazık Dağı çevresindeki bölge, mesire alanı olarak kullanıl-maktadır.
Çamardı ilçesinde besi hayvancılığı gelişme göstermiştir.İlçenin topoğrafik özellikleri ve bitki yapısı arıcılığa son derece uygun olduğundan bu alanda da üretim yapılmaktadır. Bol miktarda fenni kovanın dağıtılmasıyla arıcılığın ilçe ekonomisine katkısı artmıştır. İlçede ayrıca tarımsal üretim yapılmaktadır.

www.camardi.gov.tr

ÇİFTLİK

Çiftlik İlçesi, Niğde İlinin Kuzeybatısında yer almaktadır. İl Merkezine 65 Km. uzaklıkta olup 1555 metre rakımlıdır. Dağları çıplak ve yok denecek kadar az ormanlıktır. Karasal iklim hakim olmaktadır. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçer. İlçemiz merkezini çevreleyen Melendiz dağları Orta Torosların devamıdır. En büyük tepesi Beşparmak tepesi olup 2935 m. yüksekliktedir. Çiftlik İlçesi I. ve II. Jeolojik zamanlarda oluşmuştur. Zamanla tektonik ve dış olaylar neticesinde yüksekliğini kısmen kaybetmiştir. Arazinin yaşı eski olmasına karşılık, bugünkü yüksekliğini neojen (Genç Tersiyer) sonu ve kuaterner (IV.zaman) içindeki dikey yükselmelerle almıştır. Tersiyerdeki bu tektonik hareketler sonucu olarak bölgede püskürme meydana gelmiş, İç Anadolu Kristalinin temeli ile Toros kıvrım dağlarına geçiş bölümünde yer almıştır. Bugün dahi Melendiz dağlarında volkan kraterlerine aşınmış olarak rastlamak mümkündür. (Kitreli Kasabası sınırları içinde) Çiftlik İlçesi çevresinde ve Melendiz ovasında Azatlı Kasabası Küllüce Mahallesinde Püskürük taşı olan Bazalttan müteşekkil arazilere rastlanır. Çiftlik çevresinde ve Melendiz ovasında arazi homojen yani alüvyonların bulunduğu arazilerdir. İlçenin Yüzölçümü 587 Km2’dir.

www.ciftlik.gov.tr

ULUKIŞLA

İlçe İç Anadolu Bölgesi’nin Orta Kızılırmak Bölümünde 34o 30′ 16′ Doğu boylamları 36o 58′ 5′ Kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. Yüz ölçümü 1502 km2 ( 1503?) olup, istasyon mevkisinde denizden yüksekliği 1427 m olarak ölçülmüştür.

İlçe Orta Toroslar kesiminin Medetsiz ve Bolkar Dağları arasındaki geniş bölümün ağzında, Aydos Dağlarının Kuzey eteklerinde kurulmuştur.

İlçe topraklarını Doğuda Adana ilinin Pozantı, Güneyde Mersin ( İçel) İlinin Tarsus, Batıda Konya ilinin Ereğli, Kuzeyde Niğde ilinin Bor ve Çamardı ilçeleri çevirir. İlçe, Bolkar dağları Konya ovası, Aladağ ve Hasandağı arasında kalan Kırıkgeçit vadisi arasındaki platoda kurulmuştur. Vadi Boyunca İç Anadolu düzlükleri yer alır. Etrafındaki Penoplen şeklindeki yükseklerde kalker tabakaları görülür. Çevre dağlar maden yönünden zengin olup, Maden ve Gümüş köyleri civarında kurşun simli kurşun, gümüş ve altın yataklarına rastlanır. Katran Dede yöresinde Linyit, Güney tepelerinde alçı taşı yatakları vardır
www.ulukisla.gov.tr


-2003 yılında Avrupa Müzesi olmaya aday olmuş ve dereceye girmiş Niğde Müzesini gezmeden,
-Selçuklulardan kalma eşiz taş işçiliğine sahip Alaaddin Camii ve Taçlı Kadın Başını görmeden,
-Türkiye’de Dağ Turizminin başkenti sayılan Aladağlar’da trekking yapmadan,
-İnanç Turizmi açısından önemli bir yere sahip olan Gümüşler Örenyeri ve Manastırını ve Manastır’daki Gülümseyen Meryem freskini görmeden,
-Niğde’nin Taş Fırınlarında pişen Tahinli Ekmeği’nden yemeden,
-Meşhur Gazozundan içmeden,
-Bağlarını gezmeden, Elmalarını yemeden,
-Lezzetli Patatesinden tatmadan,
-Yaylalarında gezerken dağdan gelen soğuk suyundan içmeden,
- Bolklar Dağlarında yaşayan ve dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz (Ranaholtzi) Ötmeyen Kurbağları görmeden,
-Kayalık dağlarda yetişen rengarenk dağ çiçeklerinin fotoğrafını çekmeden dönmeyin.

Niğde Mutfağı, değişik besinlerin tat vericilerle belirli yöntemlerle pişirilmesi ile kendine özgü bir karakter kazanmıştır. Niğde’nin özel yemekleri arasında Niğde tavası, pancar çorbası, kuskus pilavı, ditme, tirit, Niğde çanağı, papara, oğma çorbası, mangır çorbası sayılabilir. Özel tatlıları ise hüsmeni (güllü), halveter, köfter ve pekmezdir.

NİĞDE’NİN BAZI ÖZEL TATLILARI’NIN TARİFLERİ

Tatlı Havu (Höşmerim): Aynı havu gibi hazırlanır. Yalnız tuz yerine üstüne Şerbet halinde pekmezli su dökecen. onla pişecek.

Tatlı Dürüm: Eskiden tandırlarda yufka ekmeği yapılırdı. Yufka ekmeği yapınca da komşulara tatlı dürüm göndermek Adettendi.özel kızartılmış yufta ufalanıp kırılır. Çeviz dövülür ve bu bir tasta pekmezle karıştırılır. Kırılmış yufkayla harmanlanır. Bu karışım. bazlamanın içine sarılıp dürüm yapılır. Bunlar dağıtılır.

Zerde: Bir tencereye karenince su ve pirinç kay. Biraz pişince üzerine şerbetini ilave et. ağzının tadına göre. İyice pişinceye kadar kaynat. İyici soğuyunca yinir.

Halvetler: İki kaşık yağda bir buçuk bardak unu çevir. Yarı şekerli ya da yarı pekmezli suyu (bir bardak) kavrulmuş unun üzerine döküp eze eze hiç durmadan pişmesini sağla. O zaten gaşşıa örülür.